Ehl-i sünnet mezhebini, bozuk fırkalardan ayıran birtakım esaslar vardır. Bunları müslümanların öğrenmelerinde büyük faydalar vardır. Bir kimsenin ehl-i sünnet müslümanı olabilmesi için bunları kabul etmesi gerekir.

Efendimiz (s.a.v.) buyurdu: “İslâm camiasından (cemaatinden) bir karış ayrılan, İslâm halkasını boynundan çıkarmıştır.” Bir insanın “ehl-i sünnet ve’l-cemaat”den olabilmesi için şu bir kısmı sayılan esasları kabullenmesi gerekir:

1. Kişinin kendi imanında şübhesi olmamalıdır. “înşaallah mü’minim” gibi şüpheye sebebiyet veren ifadelerden kaçınmalıdır.

2. Günahkâr mü’mine, (günahı helâl addetmedikçe) kâfir denilemez.

3. Kıble mensubu, küçük - büyük her müslümanın cenaze namazının kılınması lâzımdır.

4. Hayır ve şerr Allâh (c.c.)’ün takdiriyle meydana gelir.

5. Haksız yere hiçbir müslümana silâhla saldırılmaz.

6. “İman Allâh’ın bir bağışıdır” diye itikad edilmelidir.

7. Kulların yaptıkları işler Allâh (c.c.)’ün yaratmasıyla olur.

8. Kabir azabı haktır.

9. Kabre konanın, Münker ve Nekîr melekleri tarafından sorguya çekileceği hak ve doğrudur.

10. Dirilerin duâ ve sadakaları ölülere fayda verir.

11. Peygamber (s.a.v.)’in şefaati haktır.

12. Mi’rac hâdisesinde Efendimiz (s.a.v.) gökler ötesi âleme ruh maa’lcesed (hem ruh, hem cesetle) çıkmıştır.

13. Kıyâmet günü amel defterlerinin okunacağı haktır.

14. Hesap, Mizan, Sırat haktır.

15. Kıyâmet günü Allâh, kullarını vasıtasız sorguya çekecek.

16. Peygamberler (a.s.)’dan sonra en üstün insan ve veli Hz. Ebû Bekir (r.a.)’dir.

17. Ebû Bekir (r.a.)’den sonra insanların ve velilerin en üstünü sırasıyle Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Alî (r.a.e)’dir.

18. Ashab-ı kiram aleyhinde bulunmak, gıybetlerini yapmak câiz değildir.

19. Mahiyeti kavranmaksızın Allâh (c.c.)’ün Cennet’de görüleceği gerçektir.

20. Peygamberler (a.s.)’in mertebeleri velilerin derecelerinden daha üstün ve yüksektir.

(İmam Zehebî , Büyük Günahlar, s.171-172)